18 Şubat 2017 Cumartesi

Ruh Eşi yada Murat-ı İlahi



Facebook'da gezerken bir yazı gördüm. "Ruh eşi inancı yunan mitolojisine göre Zeus'un lanetidir."

Konu çok ilgimi çekti. 🤔 İnsanlık olarak başka dinlerin adetlerini ve geleneklerini yapmaya çok meyilliyiz maşaAllah. 'Bilmeden bu konuda da günaha mı giriyoruz?' diye düşünmeden edemedim. Kolları sıvadım, araştırmaya başladım. 💪

CEZA
İlk konu tabi ki de 'Ruh eşi ve Zeus'un Laneti'ydi. Yunan mitolojisine göre Zeus insanları 4 kollu, 4 bacaklı, iki yüzlü (haşa) yaratıyormuş. İnsanlar çiftleriyle mutlu mesut yaşıyorlarmış. Ama Zeus'a itaat etmeyi unutmuşlar. Zeus'da ceza olarak, elinde ki şimşeği ile insanları ikiye ayırmış ve eşleri birbirinden çok uzaklara atmış. Böylelikle insanlar yıllarca ruh eşini arayacaklarmış. (Ne işine yaramış acaba?😒 TövbeEstagfirullah )

Bu yazı beni korkuttu tabi ki. 😨 Üstüne içimde başlarken olumsuz bir hisde vardı. Ama yılmadım, kesin İslamda buna benzer bir konu vardır, dedim. 😌 Yoluma devam ettim.

UYDURMA
Maalesef Kur'an-ı Kerim de buna karşılık gelecek bir ayet olmadığıyla ilgili yazılar okudum. 😢 Sadece boşanmalar için çıkan bir uydurmadır, manası taşıyordu. Ayrıca okuduklarıma göre "Tek ruh eşi, senin evlendiğin kişidir." düşüncesi hakimdi. Yani kiminle evlenirsen, o ruh eşin olurmuş.

İçimde bir ümit vardı. Bu kadar yazıya rağmen neden yüreğim ikna olmamıştı? 🙄 Anlam veremedim. Mutlaka olumlu şeyler çıkacak. (İnanıyorum kardeşim çıkacak bir şey. 😅)

MURAT-I İLAHİ
Araştırırken Zeyneb binti Cahş ile Peygamber Efendimizin evlilik hikayesiyle karşılaştım. 😍 Onları nikahı gökte kıyılmış. Hatta efendimiz önce halktan utanmış ve konuyu saklamış. Ama daha sonra kendisine tekrar aynısı söylenmiştir. Allah'dan korkması bildirilmiştir. (Hatta yazı da Zeyneb annemizin ilk eşi ile arasına El-Vedüd ismi ile Allah sevgi koyabilirdi, yazıyor. )

Murat-ı İlahi konusunu araştırdıkça başlarda olumlu bir yanıt gibi geldi. Fakat konunun derinliklerinde Fetullah ile karşılaştım. İşin içinde feto varsa başka şeyler de çıkar dedim. 😝 Başka bir iz aramaya başladım. (Efendimiz ile konu nasıl Feto bağlanmış acaba? Hoş konu ona çıkana kadar çok makuldu.) 

En son tüm sorularıma yanıt olarak Hz. Fatıma ile Hz. Ali'nin nikahını buldum. 😇 Cebrail (a.s) Efendimize gelip Allah-ü Teala'nın Fatıma ile Ali'yi nikahladığını bildirmiş. Yani onların nikahları ilk olarak Allah'ın katında gerçekleşmiş. Doğrusu mantıklı geldi. ✌️

Öyle ya da böyle bir şekilde Ruh Eşi veya Murat-ı İlahi bir şey vardı. 😉 İyi de ben o kadar temiz kalpli olduğumu düşünmüyorum. Eşimi nasıl tanıyacağım? 😩

Sanırsam ben hâlâ aradığım cevabı bulamadım. 😁 En iyisi araştırmaya devam edeyim. Eğer sizin de bildiğiniz bir şeyler var ise bana yazın. 😉

20 Kasım 2016 Pazar

"Sevgili Kızım" Farhan Akhtar #LetsTalkAboutRape

Hindustan Times Gazetesinin başlatmış olduğu #LetsTalkAboutRape (Hadi tecavüz hakkında konuşalım) kampanyasına Amitabh Bachchan ve Mary Kom gibi bir çok ünlü isim destek verdi. Son olarak da Farhan Akhtar kızına yazdığı bir mektupla bu girişime destek olduğunu gösterdi. Bilindiği üzere Farhan Akhtar'ın iki kızı var. Ve bu mektubu büyük kızı Shakya'ya ithafen yazdı. -Çevirmen Notu- :)



Sevgili kızım,


 Cinsel şiddet ve tecavüz hakkında yazmaya nasıl başlayayım?
Benim insiyakim(içgüdüm), herhangi bir babanın insiyaki korumak ve beslemek.. Ama bu yüzleşmemiz ve tartışmamız gereken bir konu. Sevgili çocuğum, 2013 yılında benim ekibimden hayat dolu bir avukatın vahşice öldürülmesinin ardından yazdığım şiir ile başlayayım. Sen o zamanlar çok küçüktün, sadece 12 yaşındaydın ve tüm istediğim senin gülümsemen, cesur ve yenilmez hissetmendi, tıpkı şimdi yaptığın gibi. Tecavüz teşebbüsü ve cinayet dile getirmem için çok karanlık bir konuydu.

 Şimdi sen 16 yaşındasın ve ben aklında ki soruları okuyabiliyorum. Evet, kendimi soruyorken bulduğum ayni sorular:
 Nasıl bir ülke de yaşıyorum?
 Onun sevme hakkını elinden alıyor
 Ona demirden eldivenler ile gaddarca
 Ona tecavüz ediyor korkusuzca
 Onun gözyaşları için adalet olmalı orada.
 ...Kızıma nasıl diyeceğim?
 Kesilecek bir kuzu olmak için büyüdüğünü
 Değişiklik yapmak zorundayız
 Yeniden doğmak, yeniden düzenlemek, yeniden biçimlendirmek,
 Ve asla pes etmemek
 Başımızın ne kadar döndüğünün önemi yok
 Sadece bu soruyu sormaya devam edelim
 Nasıl bir ülke de yaşıyorum?

 Biliyorum başın dönüyor. Biliyorum senin genç zihnin kadınlarımıza nasıl davrandığımız ile boğuşuyor. Ailen olarak biz sana eşitliğin önemini öğretiyoruz, asla ama asla bir erkek ve kız arasında ayrım yapmaman gerektiğini, seçim hakkını tanıtıyoruz: hatta iyi dokunuş ve kötü dokunuş hakkında bile konuşuyoruz. Net konuşmalarımız var. Ailen olarak sana anlattık; herhangi birinin sana dokunuşundan rahatsız isen bunun kötü bir dokunuş olduğunu ve buna sessiz kalmaman gerektiğini. O kişiye "Hoşuma gitmiyor" demen gerektiğini. Çocuk olduğun için birinin bunu sana yapmaya izni olduğunu düşünme. Hatta benim sarılmamın bile seni rahatsız etmesi durumunda sana dokunmamam gerektiğinden bahsettim. Vücudun üzerinde senin hakkın var sadece senin.

 Facebook paylaşımlarından kanatların ile bu dünya da uçmak istediğini, sorunlarını ve rahatsızlıklarını biliyorum. Neden giymek istediğimi giyemiyorum? Neden kendi kimliğimi seçemiyorum? Neden özgür kelimesinin gerçek manasında özgür olamıyorum? Evet, Bollywood’da olsam da, bir baba olarak kafamı kuma gömemem çünkü çevremde net olan gerçekler var. Biz güvenli olmayan, büyük ölçüde eşitsiz bir dünyada yaşıyoruz. Ne giymemen gerektiğini ya da dışarı çıkmamanı asla sana söylemedik. Eğer istiyorsan mavi saçlara sahip olabilirsin. Kendinden emin, bağımsız ve bilinçli genç bir kadın olarak büyüyorsun. Benle filmlerimizin ve endüstrinin kadınları bazen nasıl bir obje olarak betimlediği hakkında konuştun ve ben her zaman sorularını cevaplamaya çalıştım. Senle kadınlar ve toplumsal cinsiyet sorunları hakkında konuşmak bana büyük bir keyif veriyor.

 Bollywood’da -Zoya ve ben bu kabalığın ve bayağılığın bilincindeyiz- kameranın gözü genellikle aşırı hızlı gider. Endüstri olarak biz kadın vücudu ve kadının alanını işgalini normalleştirdiğimiz için suçluyuz. Bizim filmlerimizi izleyenler kolej veya kasabada bir kızın tacizini o ilgilenmese bile 'normal' olarak algılıyorlar. Ayrıca filmlerde yardımcı oyuncuların kız ona ilgi duysun diye kahramana nasıl yardım ettiklerini görmüş olmalısın. Erkeğe yardım etmek için (kıza değil) bir araya gelir, nereye giderse gitsin kızı engellerler. Yüz yüze gelmeleri, o’nun kıza sarılması, elbisesini kavraması hatta bazı durumlarda onun üstüne atlaması için elbirliği yaparlar. Bu tür davranışların –ki bu davranışların hangi durum karşısında oluştuğunu sana anlatmaya çalıştım- filmler ile normalleştirildi. Ne yazık ki sezdirilmeden sinematik romantizm mutasyona uğradı.

 Bir film yapımcısı olarak, bu imgeleştirmeye dikkat etmem gerekiyor. Gözlerimizi kapatıp “Bunu sadece eğlence için yapıyorum” veya ”bunun seyirciler üzerinde hiçbir etkisi yok” diyemeyiz. Hayranlarımız yüzlercesi hatta binlercesi etrafımızda toplanıyor, onlar bizim işimiz için ordalar, çünkü bizi idol olarak görüyorlar, çünkü bizi ekranda görmeyi seviyorlar. Bu bize büyük bir sorumluluk duygusu veriyor. Bende canım kızım, senin gibi bu alanlarda faaliyet göstermeye çalışıyorum, konuşma, ifade ve yaratıcı fikirlerin özgürlüğü için mücadele ediyorum.

 Tecavüz ve cinsel taciz sık sık filmlerde yer alıyor. Eskiden kötü adam hep kötüydü şimdilerde ise örneğin üniversitede takip ve taciz eden bir kahraman olarak yerini aldı. Bir adım geri atıp ve bakarsanız nefretin filmlerde bir kızı elde etmek için nasıl yayıldığını görülür. Daha kötüsü ise kız onu takip ve taciz etmesinin nedenini onu sevmesi olarak düşünür ve sonunda şuna inanır ”O beni gerçekten seviyor olmalı”

 Her zaman konuşmalarımız oldu senle. Biz her zaman iletişimin öneminden bahsettik. Her baba gibi dışarıda olduğunda endişeleniyorum. Ama tüm babalar gibi hayatın boyunca beni bir arkadaş olarak görmeni istiyorum. Her zaman hayallerinin peşinden git ve hayatını özgürce yaşa. Tabi ki, güvende ol. Güvenin ne demek olduğunu biliyorsun. Kendi düşüncelerin var. Akıllı ol ve kendine hakim ol.

 Ve kendine her zaman şu soruyu sor “Nasıl bir ülkede yaşıyorum?” daima hatırla:
 Seni anlıyorum küçük kız.
 Sürprizlerini. Şaşırmalarını.
 İnsanlığın canavarlaşması konusunda kafanın karışmasını
 Seninleyim küçük kız seninleyim..
 Baban…
(Farhan Akhtar)
 **********************

Çevirmen:PRG (Sevda Gezginci) Sonsuz Teşekkürler

11 Mayıs 2016 Çarşamba

Birbirinize Elbisesiniz


Rabbimiz, Kur’an’da eşleri birbirlerinin elbisesi olarak tarif eder. Bizim fıtratımızı bizden iyi bilen Rabbimiz eşleri elbiseler diye tarif etmesi, hiç şüphesiz, sonsuz manalar içeriyor olmalı. “Elbise”nin anlamı ve çağrıştırdıkları üzerinden eşimizi anlamaya çalışabilir miyiz?

Başkalarına elbisenizle görünürsünüz. Elbisenizin temizliği, sağlamlığı, rengi ve şıklığı dışarıya verdiğiniz mesajlardır. Elbisenizin güzelliği ile kendinizi önemsediğinizi ve önemli olduğunuzu ifade edersiniz.  Kirli, pejmürde, dağınık, sökük, yırtık bir elbise kendinize değer vermediğiniz anlamına gelir. Şu halde, “Elbisemden banane?”  deme hakkınız yoktur.

Kendinizi elbisenizle tanıtırsınız; o kimliğiniz olur, kişiliğinizi ortaya koyar. Elbisenizde olabilecek her türlü kusur, size mal edilir; kişiliğinizden kaybettirir. Eşinizde sizin başkalarına göründüğünüz kimliğinizdir. Onu yıpratırsanız, bakımını ihmal ederseniz, perişan hâle getirirseniz,  önce kendinize zarar vermiş olursunuz. Kişiliğini kaybeden, özgüvenini yitiren, değer verilmeyen bir eş, sizin kendinizi böyle bir eşle yaşamaya mahkûm ettiğinizin göstergesidir. Bu da sadece eşinizi değil, kendinizi de önemsemediğiniz anlamına gelir.

Elbiseniz ayıplarınızı örter. Çıplak gezmek kadar utandırıcı bir şey yoktur. Herhalde…  Şükür ki elbise sizi hem güzelleştirir, hem de bedeninizin saklamanız gereken kısımlarını örter. Bir bakıma sırdaşınızdır.  Elbiseniz; en gizli saklı yerinize dokunur ama başkasına göstermez. 
Hiç ummadığınız bir zamanda sökülüveren yahut içindekini gösteren bir elbise ayıplarınızı sergiler, sizi mahcup eder. Eşler de birbirlerinin kusurlarını örtmek için vardır. Eşlerin kusur ve ayıpları, hata ve zaafları birbirine açıktır.

Eşiniz, sizin hakkınızda başka kimsenin bilmediklerini bilir, sizde başka kimsenin görmediklerini görür. Elbette, bir “elbise” yahut “örtü” olarak, bu ayıpları ayıplamak için değil, örtmek, saklamak, ortadan kaldırmak için yanınızdadır. Eşinizin hata ve kusurlarını küçültüp saklamak yerine, daha da büyütüp ortaya çıkarmaya çalışıyorsanız, siz “elbise” değilsiniz. Bu yüzden eşinizi kimseyle kıyaslamayın; çünkü başkalarını sadece elbiseleri üzerinden görürsünüz; başkalarının elbiselerinin bildiğini bilemezsiniz.



Elbiseye siz değer katarsınız. Çıkan her sorunu çözümü olarak boşanmayı düşünmek, dahası sorunlara evliliğin yol açtığını düşünmek, üşüyorum diye elbiseyi üzerinizden atmaya benzer. En çok o zamanlarda lazımdır size. Elbiseniz; yani eşiniz. Birbirinize sıkıca sarılmadığınız sürece gelen ilk rüzgar elbisenizi üzerinizden sıyırıverir; eşinizle uzaklara düşersiniz. 
(Senai Demirci.)

29 Nisan 2016 Cuma

Türk Kahvesiyle Mocha

Mocha'yı çok seviyorum. Fakat evde her zaman hazır kahve olmuyor. Kahve makinem yok diye bu sefer karaları bağlamadım. Elime aldım cezvemi, sütümü, çikolatamı başladım pişirmeye. 😊😊










Görünüşü pek mocha gibi durmasa da, tadı gerçekten benziyordu. İşte Türk usulü Mocha böyle olur. ;) 😍😍













Tabi bulaşıklarda kalabalık oldu.. 😅